Laçiner: Amerika’nın Kafkasya Politikası ve Türkiye

 
Arzu TURGUT, USAK Avrasya Araştırmaları Merkezi
 
Soru: Kafkasya coğrafyası hakkında genel bir giriş yapacak olursak, Kafkasya bölgesi hangi sebeplerle Rusya ve diğer devletler için önemlidir?
 
Sedat Laçiner (S.L.): “Kafkasya’daki gelişmeler ve haberler, sanki sadece bir Gürcistan-Osetya veya Ermenistan-Azerbaycan veya Türkiye-Ermenistan sorunuymuş vs. gibi yansımaktadır. Bunun tersine olaylara bakan bir grup ise her şeyin ardında global bir Batı komplosunu aramaktadır. Fakat işin aslına bakacak olursak, burada daha büyük ve daha derin bir resimi görmek gerekmektedir. Kafkasya bağımsız bir bölge değildir, çevresindeki daha büyük bölgelerin arasında kalmış bir alt sistemdir. Tarih boyunca da daha çok üç büyük gücün (Türkler, Ruslar ve Persler) arasına sıkışmış bir bölge olmuştur. Bu üç büyüklerden bir tanesi Rusya, diğeri eskiden Osmanlı İmparatorluğu, bugün ise Türkiye, bir diğeri ise Pers İmparatorluğu veya bugünkü İran’dır. Bu üçünün güç durumu ve dengesine göre zaman zaman Kafkasya içlerine ilerledikleri, zaman zaman da geriledikleri görülmektedir.
Devamını oku...
 

Kuzey Kafkasya Dillerinde Yazın

 
Kuzey Kafkasya’ da “yazın” denilince konuya nereden başlanacağı sorusu ile karşılaşılır. Kuzey Kafkasya dillerinde söylenen sözlü sanat ürünlerinin doğduğu, günümüzden yaklaşık beş bin yıl öncesine mi çıkılmalı? Yani “NART DESTANLARI” ile mi başlamalı ya da Kuzey Kafkasya dillerinin yazıya, alfabeye kavuştuğu çok yakın tarihleri mi başlangıç olarak almalıyız?
 
Nart Destanları’nın Kuzey Kafkasya’nın otokton halkı olan Çerkes boylarının binlerce yıldan bu yana ürettikleri ulusal destanlar bütününün adı olduğu gerçeği düşünüldüğünde, genelde “Çerkes Yazını” olarak değerlendirilebilecek, Kuzey Kafkasya yazın sanatının Nart Destanları ile başladığını kabul etmek gerekir.
 
Çerkes mitolojisinin bütününü kapsayan Nart Destanları, İsa’dan önceki çağlardan bugüne Kuzey Kafkasya boylarının dilinde, müziğinde, sanatında yer etmiştir. Başlangıcını tarih çağları içinde tam olarak saptamak çok zordur. Ancak, doğanın ve evrenin çözülemeyen sırlarının dile getirilmesi olan Mythos’un, insan dilinin ve sözcüklerinin ortaya çıkması ile başladığı dikkate alınırsa, Nart Destanları’nın başlangıcı hakkında bir fikir edinilebilir kanısındayız. Kuzey Kafkasyalıların antik çağlardan bu yana tüm sanat verilerini aydınlığa çıkaracak olan, bu  destanlara ilişkin çalışmalar süregelmektedir. Kafkas dilleri uzmanı olan P. K. USLAR, 1896 yılında “Nart destanlarının derlenip yayınlanmasının çok gecikeceğini, bu gecikmenin Dünya uygarlığı açısından büyük bir zaman kaybı olacağını” ileri sürmüştür. Yüzyıl sonra bu bilim adamının arzusunun Hadağatle Asker, Yinalipa Şalwa, Şortan Askerby, Meremkuıl Wladimir gibi araştırmacılarımız tarafından yerine getirilmesi, geç de olsa ulusal kültür açısından mutluluk veren bir aşamadır.
Devamını oku...
 

Adige ve Abhaz Kavimlerinin Yerleşim Alanları

 
Leonti LYULYE / Çerkesya Dergisi
 
 
Kafkasya’yı araştıran bazı yazarlar, buranın sakinlerini kendilerine görünen ayrı kavimler ve adlar kadar ayrı halklara ayırmışlardır. Son zamanlarda bu ülkeye ilişkin bilgilerimiz daha açık seçik olmuştur. Ancak bunların da kesin ve tam olduğunu söylemek olası değildir. Özellikle Çerkesler adıyla bilinen halka ilişkin bilgilerin açıklanması gerekmektedir.
 
Biz genellikle Kafkas Dağları’nın kuzey yamacında oturan bütün kavimleri Çerkes diye adlandırıyoruz. Ancak onlar kendilerine Adige diyorlar. Adige kavimleriyle sınırdaş olan bir de Azeğa yani Abaza kavimleri ve diğer bazı kavimler vardır. Adige ve Azeğa kavimleriyle ilgili bazı bilgiler vermeye çalışacağım.
Devamını oku...
 

İç Savaş Sırasında Çerkesler

 
İslam NATIRBOFF / Çeviri : Cem KUMUK
 
 
Rus İmparatorluğu’nun Kafkasya’yı istilası ve bolşevik yönetimin kurulması arasında Kuzey Kafkasyalılar mecburi askerlik hizmetine tabi olmamasına rağmen, savaş süresince cepheye Kafkasya’dan gönüllü birlikler gönderildi. Kafkasyalılar 1905 Japon-Rus savaşında bir alay ve I. Dünya Savaşı’nda ise her Kafkas unsurunun bir alay düzeyinde katıldığı bir tümen oluşturmuşlardı. Dağıstan, Kabardey, Çeçen, Çerkes, İnguş ve Tatarların teşkil ettiği altı alaydan meydana gelen bu kuvvet "Kafkas Süvari Tümeni" olarak adlandırıldı. Tümenin komutası, General Bagration atanıncaya kadar, Çarın kardeşi Mikhail Alexandroviç’de idi. Son komutan ise General Polovtsev olacaktı.
 
1917 devrimi sonrasında Bolşevik ajanlar müttefiklerine ihanet anlamına gelen Almanlar ile münferit bir barış imzalama düşüncesiyle savaş yorgunu askerleri de kışkırtarak Rus ordusunu dağıtmaya başladı. Ancak Kafkas Süvari Tümeni devrim öncesinde sahip olduğu disiplini korumayı başardı. Bolşeviklerin çevirdiği entrikalarla ordunun önemli bölümünün disiplini tamamen yok oldu ise de; eski gelenekleri çerçevesinde emir komuta zincirine ve disipline bağlı Kuzey Kafkasyalılar üzerinde amaçlarına ulaşamadılar.
Devamını oku...
 

En Büyük Tehdit Avrasyacılıktır

 
Kafkasya’nın aydın yetiştirmedeki sıkıntılarına vurgu yapan Aydın Turan, Ajans Kafkas’a röportajının üçüncü bölümünde en büyük tehdidin ‘Ortodoks Rus aromalı’ Avrasyacılıktan geldiğini söylüyor. Turan Birleşik Kafkasya’yı da bir medeniyet projesi olarak niteliyor
 
Peki diasporada etnik kimlik üzerinden siyaset yapılmasına nasıl bakıyorsunuz?
 
Kötü, emsal teşkil etmez. Etnik kimlik denilen amorfluk, kazanılmış aidiyet türü olmaması, verili durumdan öteye gitmemesi dolayısıyla en sığ aidiyet alanlarından biri. Özel formasyon ve bilinç içermiyor. Benim nazarımda “siyaset” yüksek bir faaliyet türüdür ve “hemşehricilik” oyununun adı değildir. Kuzey Kafkasya kavramını ve görüntüsünü flu hale getirecek, hele “kapalı toplum” tahkimatına yarayacak bir yaklaşım hiçbir zaman doğru olamaz. En azından “Kuzey Kafkasya” kaygısına sahip biri olarak, hem diasporada, hem de Kuzey Kafkasya’da etnik temelli siyaset şahsen hiç tasvip ettiğim husus değildir.
Devamını oku...
 

TARİH | COĞRAFYA

BİLGİ | BELGE

KÜLTÜR | SANAT