Laçiner: Amerika’nın Kafkasya Politikası ve Türkiye

 
Arzu TURGUT, USAK Avrasya Araştırmaları Merkezi
 
Soru: Kafkasya coğrafyası hakkında genel bir giriş yapacak olursak, Kafkasya bölgesi hangi sebeplerle Rusya ve diğer devletler için önemlidir?
 
Sedat Laçiner (S.L.): “Kafkasya’daki gelişmeler ve haberler, sanki sadece bir Gürcistan-Osetya veya Ermenistan-Azerbaycan veya Türkiye-Ermenistan sorunuymuş vs. gibi yansımaktadır. Bunun tersine olaylara bakan bir grup ise her şeyin ardında global bir Batı komplosunu aramaktadır. Fakat işin aslına bakacak olursak, burada daha büyük ve daha derin bir resimi görmek gerekmektedir. Kafkasya bağımsız bir bölge değildir, çevresindeki daha büyük bölgelerin arasında kalmış bir alt sistemdir. Tarih boyunca da daha çok üç büyük gücün (Türkler, Ruslar ve Persler) arasına sıkışmış bir bölge olmuştur. Bu üç büyüklerden bir tanesi Rusya, diğeri eskiden Osmanlı İmparatorluğu, bugün ise Türkiye, bir diğeri ise Pers İmparatorluğu veya bugünkü İran’dır. Bu üçünün güç durumu ve dengesine göre zaman zaman Kafkasya içlerine ilerledikleri, zaman zaman da geriledikleri görülmektedir.
Devamını oku...
 

En Büyük Tehdit Avrasyacılıktır

 
Kafkasya’nın aydın yetiştirmedeki sıkıntılarına vurgu yapan Aydın Turan, Ajans Kafkas’a röportajının üçüncü bölümünde en büyük tehdidin ‘Ortodoks Rus aromalı’ Avrasyacılıktan geldiğini söylüyor. Turan Birleşik Kafkasya’yı da bir medeniyet projesi olarak niteliyor
 
Peki diasporada etnik kimlik üzerinden siyaset yapılmasına nasıl bakıyorsunuz?
 
Kötü, emsal teşkil etmez. Etnik kimlik denilen amorfluk, kazanılmış aidiyet türü olmaması, verili durumdan öteye gitmemesi dolayısıyla en sığ aidiyet alanlarından biri. Özel formasyon ve bilinç içermiyor. Benim nazarımda “siyaset” yüksek bir faaliyet türüdür ve “hemşehricilik” oyununun adı değildir. Kuzey Kafkasya kavramını ve görüntüsünü flu hale getirecek, hele “kapalı toplum” tahkimatına yarayacak bir yaklaşım hiçbir zaman doğru olamaz. En azından “Kuzey Kafkasya” kaygısına sahip biri olarak, hem diasporada, hem de Kuzey Kafkasya’da etnik temelli siyaset şahsen hiç tasvip ettiğim husus değildir.
Devamını oku...
 

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Bir Destandır

 

Ajans Kafkas'ın ufuk turuna konuk olan Aydın Turan, röportajın ikinci bölümünde geçen yüzyılın başında Kafkasya'daki siyasal birliğin yegâne örneği olan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin başarısız bir deneyim olduğu eleştirisine yanıt veriyor. Turan etnik temel, din ve dil farklılıklarına bakmaksızın Kafkasya'yı ortak bir siyasal geleceğe yönlendiren projenin henüz bitmemiş bir mücadele olduğunun altını çiziyor.

 

Kimi zaman Polonya direnişini örnek göstermenizin özel bir sebebi var mı?

 

Direnişin tek yolu, sadece öldürücü silahlar kuşanmak değil. Çok gerilerde kalmış olmasına rağmen, Polonya direnişinin özellikle “uçan üniversite” diye bilinen uygulamaları enteresan örnektir. Entellektüel ve moral gücü geliştirmeye yönelik informel eğitim sistemiyle Ruslaştırma çabalarına karşı muazzam bir direniş öyküsü yazıldı. Başta Madam Curie ve Frederic Chopin olmak üzere, birçok tanınmış sanatçı ve bilim adamı yetiştiren “uçan üniversite”lerde Polonya’nın istikbali şekillendi. Dönemler, koşullar, araçlar farklı olmasına rağmen, toplum vicdanında bir şuurun uyanmasına vesile olan, belki de en önemlisi insanın önce kendine karşı sorumlu olduğunu gösteren bu öykünün tekrar tekrar okunmasında yarar var. Nerede yaşarsa yaşasın her Kuzey Kafkasyalı, bu öyküden bazı toplumsal organizasyonların nasıl kurgulanabileceğine, insan iradesinin nelere muktedir olduğuna dair çıkarımlar yapabilecektir.

Devamını oku...
 

Çerkeslerde en temel sorun köylülük

 
Kuzey Kafkasya’daki birlik hareketleri ve diaspora özellikle Doğu Avrupa’daki Kafkas kökenli hareketler üzerine çalışmalarıyla tanınan Aydın Turan, Ajans Kafkas'tan Hüseyin Tok ve Mevdudi Bayçora'nın sorularını yanıtladı. Turan'ın Çerkes kültürünü besleyen ve koruyan asıl kaynağın köy olduğu yönündeki yaygın kanaate ciddi itirazları var.
 
Turan, "Temel problem, kitlelerin “geleneksel toplum modeli”ni bir üst modele çevirememesinden, hala “köylülük” girdabında olmasından ve üstelik bunu bir fazilet gibi algılamasından kaynaklanıyor. İlerleyen teknoloji iki nokta arasındaki zaman faktörünü ortadan kaldırırken yeni ufukları beraberinde getiriyor. Bunların yarattığı fırsat alanları, ister “khabze” densin, ister “5000 yıllık kültür” densin, durağanlıklara kurban edilemez. Eğer “kurum” ve “kanaat önderleri” olarak kasaba veya kentlerde “köylülük platformu” rolünü yüklenen dernekler ile varlıklarına ulvilik izafe edilen “thamatemsi” yarı-kırsal tiplerden bahsediliyorsa, bunların mevcut dokusuyla “olumlu dönüşüm”lerin gerçekleştirilebilmesi hiç mümkün gözükmüyor. “Kültür”ü halkoyunları, “siyaset”i sırt sıvazlama, “eylem”i sokak gösterisi, “dayanışma”yı haluj partisi sanan kafaların yarattığı görüntüler Freddy kâbusları gibi" diyor. İşte Aydın Turan'la ufuk turu:
Devamını oku...
 

Kurumlarımızda Misyon Kayması Oluştu

 
“Son senelerde toplumun öncüsü olması gereken, toplumu doğru yere kanalize etmesi gereken kurumlarımız maalesef tam tersine bir görev üstlenmiş gibi duruyorlar. Örgütlenmelerimizin başına gelecek kişilerin Rusya’dan gelecek tehditlere açıktan muhatap olmaması gerekir.”
 
Peki diasporayı dönemsel olarak kıyaslarsak bugün neredeyiz?
 
Maalesef disporamız, özellikle son süreçte, bazı kurumlarımızın farklı devletlerin çıkarlarına hizmet etmesinden ötemeye geçemiyor. Bu çok da anormal değil ama kendimizi de düşünmemiz gerekiyor bir yerde. Mesela son süreçte kurumlarımızın tek bir çatı altında birleşmesinin faydalarının yanında birçok da handikapları var. Biz yaptık oldu tarzında bazı örgütler oluştu. Bunu kuran kadrolara baktığımızda bu görevleri taşıyabilecek kapasitede kişiler olmadığını görüyoruz. Bunların çoğunun ya Rusya’nın yada diğer devletlerin açık gizli örgütlenmelerinden etkilendiklerini düşünüyorum. Bu yüzden son senelerde toplumun öncüsü olması gereken, toplumu doğru yere kanalize etmesi gereken kurumlarımız maalesef tam tersine bir görev üstlenmiş gibi duruyorlar en masum ifadeyle. Örnek olarak sürekli yayınlanan dergilerin birinde Çeçenistan olayıyla ilgili olarak “Katil Putin” pankartı taşıyan bir kızımızın resminin yayınlanması tepki doğurabiliyor. Moskova’da bile bazı sonuçlarını göze almak şartıyla Putin diktasına karşı eylem yapılabiliyorsa, çok daha özgür bir ortamda böyle bir eylemin yapılması bizim insanlarımız tarafından tepki görebiliyor.
Devamını oku...
 

TARİH | COĞRAFYA

BİLGİ | BELGE

KÜLTÜR | SANAT