
Kuzey Kafkasya’ da “yazın” denilince konuya nereden başlanacağı sorusu ile karşılaşılır. Kuzey Kafkasya dillerinde söylenen sözlü sanat ürünlerinin doğduğu, günümüzden yaklaşık beş bin yıl öncesine mi çıkılmalı? Yani “NART DESTANLARI” ile mi başlamalı ya da Kuzey Kafkasya dillerinin yazıya, alfabeye kavuştuğu çok yakın tarihleri mi başlangıç olarak almalıyız?
Nart Destanları’nın Kuzey Kafkasya’nın otokton halkı olan Çerkes boylarının binlerce yıldan bu yana ürettikleri ulusal destanlar bütününün adı olduğu gerçeği düşünüldüğünde, genelde “Çerkes Yazını” olarak değerlendirilebilecek, Kuzey Kafkasya yazın sanatının Nart Destanları ile başladığını kabul etmek gerekir.
Çerkes mitolojisinin bütününü kapsayan Nart Destanları, İsa’dan önceki çağlardan bugüne Kuzey Kafkasya boylarının dilinde, müziğinde, sanatında yer etmiştir. Başlangıcını tarih çağları içinde tam olarak saptamak çok zordur. Ancak, doğanın ve evrenin çözülemeyen sırlarının dile getirilmesi olan Mythos’un, insan dilinin ve sözcüklerinin ortaya çıkması ile başladığı dikkate alınırsa, Nart Destanları’nın başlangıcı hakkında bir fikir edinilebilir kanısındayız. Kuzey Kafkasyalıların antik çağlardan bu yana tüm sanat verilerini aydınlığa çıkaracak olan, bu destanlara ilişkin çalışmalar süregelmektedir. Kafkas dilleri uzmanı olan P. K. USLAR, 1896 yılında “Nart destanlarının derlenip yayınlanmasının çok gecikeceğini, bu gecikmenin Dünya uygarlığı açısından büyük bir zaman kaybı olacağını” ileri sürmüştür. Yüzyıl sonra bu bilim adamının arzusunun Hadağatle Asker, Yinalipa Şalwa, Şortan Askerby, Meremkuıl Wladimir gibi araştırmacılarımız tarafından yerine getirilmesi, geç de olsa ulusal kültür açısından mutluluk veren bir aşamadır.
Özellikle, Hadağatle Asker’in yıllarca süren sistemli çalışması sonucu yedi ciltlik “Nartlar” dizisi tamamlanmıştır. Önsöz, konuya giriş, yazın kuralları, tekstler, şarkı melodileri, destanların derlenişinde dinlenen anlatımcıların biyografileri, şarkıcılar, anılar ve sona eklenen bir sözlükten oluşan bu büyük yapıt, Adıge Dili’nin çeşitli şivelerinde söylenen destan testlerinin asıllarına sadık kalınarak 1946 - 1971 yılları arasında hazırlanıp basılmıştır. Nart Destanları’nda ana unsur; insan yaşamını daha mutlu, daha renkli kılacak olan insan sevgisinin dile getirilişidir. Nart dünyasında hümanizmin yazına yansıdığı dönem göz önüne alınırsa, Çerkes boylarının yaşamının ve sanatının binlerce yıl öncesi hümanizme yönelik olduğu gerçeği ile karşı karşılaşırız. Bu durum aynı zamanda Çerkes boylarının tarih süreci içerisinde ulaştığı uygarlık ve düşünce düzeyini ve ölçüsünü göstermektedir.
Nart Destanları, Çerkes Yazını’nın da doğal olarak ilk ve en önemli kaynağı olmuştur. Günümüze ulaşan, yazılıp toparlanan Kuzey Kafkasya kültür ürünleri, batı dünyasındaki gezici ozanlar, Trubadour’lara benzeyen destan söyleyicileri ve şarkıcılar tarafından günümüze eriştirilmiş ve Modern Çerkes Yazını’nın temeli olmuştur. Bu önemli görevi yerine getiren sanatçılara Adıge’lerde “Geguak’o, Wusag’o”, Abazalarda “Wuered Huağuı”, Osetlerde “Zaratıgos”, Çeçenlerde “İllançi”, Dağıstan’da “Aşugov” deniliyordu.
Destanların Çerkes boyları arasında söyleniş biçimleri her ne kadar birbirine çok yakın ise de, ayrıntılara inilerek yapılacak bir incelemeden her grubunun sözlü yazınında kimi farklılıkları görmemek olası değildir. Örneğin Abaza (Abazin) masal ve destanlarında, Adıgece söylenmiş metinlere göre daha katı, daha yalın bir realizm göze çarpar. Abaza sözlü ürünlerinde epik özellik ağır basar. Bunun tipik örneğini “Khına Yıpha Minat Lıwuarad=Kına Kızı Minat’ın Şarkısı”, “Mıjıkh Yıwuarad=Mıjıkh’ın Şarkısı”, “Dziwuara=Yağmur Duası” ve diğer bilmece, atasözü, destan, tekerleme gibi metinlerde bu epik özelliği hemen izleyebiliriz. Adıge sözlü sanatında ve özellikle Khabardey teskstlerinde, tam anlamı ile “retorigue sanatı” diyebileceğimiz süslü “huahua” geleneği ve söylemde süsleme çabası göze çarpar. Özellikle Khabardeyce söylenen halk destanlarında duygusal ağırlıklı, süslü ve biçimsel anlatımlar dikkati çeker.
Abaza sözlü sanatındaki bu katı gerçekçilik, Adıge sözlü sanatındaki süslü ve duygusal anlatım yazılı yazına geçitle üretilen yapıtlara da aynı biçimde yansımıştır.
ABHAZ YAZINI2
Yukarıdaki bölümlerde anlatıldığı üzere, Abhaz Dili, Kuzey Kafkasya’da konuşulan otokton dillerden Adıge- Abhaz dilinin bir dalıdır. Gelişimi ve yazını da Adıge – Abhaz dil grubundun gelişimine paralellik gösterir. Çerkes dillerinin hemen hepsinde görülen sözlü edebiyat üretme periyodu, Abhaz dilinde de uzunca bir zaman sürmüştür. Bu dönemde üretilen sözlü ürünler arasında Nart Destanları, bilmeceler, atasözleri, ağıtlar, masallar, çocuk oyun ve şarkıları ve özellikle “Abritskıl Destanı” önemli bir yer tutar.
Abhaz dil ve yazınının gelişmesinde Abhaz halkının kahramanı, ünlü ozan Dırmit Gulya’nın büyük emeği vardır. “Abhaz Ulusu’nun Atası”, “Şiirin Büyük Kartalı” gibi tanımlamalarla anılan Gulya, Abhaz dilinin eğitim ve sanat dili olması için büyük uğraş vermiş ve sayısız ders kitabı, piyes, roman ve şiir yazmıştır. Halk etnografyasının ilk derleyicisidir. Halk kültürünün toparlanması onun çabaları ile başlamıştır.
Gulya’dan sonra gelen araştırmacı ve yazarlar arasında önemli bir yeri olan Prof. Yinalipa Şalwa, Abrıtskıl destanını parça parça toplayarak “kırık bir vazonun restorasyonu” gibi destanı yeniden yaşama kavuşturmuştur. Bu çalışmalarda Şalwa’ya en büyük destek romancı ve oyun yazarı olan, bir süre de cumhurbaşkanlığı yapmış olan Bagrat Şınkuba’dan gelmiştir. Bu üç büyük kültür adamı, ülkeyi adım adım gezerek bu özgün destanı toparlayıp yayınlanmışlardır.
Abhaz yazınının yetiştirdiği diğer ünlü yazar ve ozanlar ise Samson Canba, Lakırba, Aleksey Paparskir, Tarpha Neli, Fazıl İskender gibi sanatçılardır. Yeni kuşakta ise yüzlerce yazar, araştırmacı ve ozan yetişmiştir. Kafkasya ve Dünya Kültürlerinin içerisinde Abhaz Kültürü ve Yazın’ı hak ettiği yerini almıştır.
ABAZA (ABAZİN) DİLİ ve YAZINI3
Abaza’lar (Aşıwua ve Aşkarıwua Boyları), Kuzey Doğuya doğru yayılarak bugünkü Karaçay Çerkes Cumhuriyeti topraklarına göç etmeye başlayınca, diğer Çerkes boyları ile daha bir yakınlaştılar, hatta kimi bölgelerde kaynaştılar. Deniz kıyısından göç başlamadan önceki çağlarda bile Abazaca ile diğer Çerkes dilleri arasında benzerlik ve akrabalık vardı. Hatta karakter, davranış ve yaşam biçimi olarak iki halk grubu benzeşirlerdi. Her iki topluluğun konuştuğu dillerin aynı kökten oluşu, benzeşme ve kaynaşmayı güçlendirmiştir. Abazalar, Khabardey, Besleney, Abzex, Şapsığ, Cemguıy gibi Adıge boylarının arasına karışarak yerleşmesi sonucu bu yakınlık daha da artmıştır. Abaza dili ele Adıgece birbirlerinden sözcükler, deyimler alarak birbirini zenginleştirerek çağımıza ulaşmışlardır.
Abazaca, Abhazca ile aynı kökten olmasına karşın, gelişen Abaza Yazını’nın dokusu, Adıge Yazını’na, özellikle de Khabardey Yazını’na yakın bir biçimde oluşmuştur. Ancak, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Abaza Yazını Adıge Yazını’na göre daha katı ve yalın bir realizmi yansıtmıştır.
Abaza dilinin eğitim ve yazın dili haline gelmesinde, ilk Abaza yapıtlarının yayınlanmasında Abaza Dili ve Kültürünün mimarı, büyük eğitimci Tobil Tolustan, sözlü sanatın bu katı gerçekçiliğini yapıtlarına aynen yansıtmıştır. Adıge Dili ve alfabesinin işlenmesinde de büyük emeği olan bu yazarımızı öğrencileri Tobil İsmail, büyük ve saygın yazar Jır Hamid, Tseykua Basarby, Thaytsıkhu Bemırza, Cıguaran Khali, Agırba Cemalettin, Brat Kuşuk, Tanbiy Aly, Lağaıç Cemalettin, Cı’k’ıtu Mikael, Tlabıça Mira, Dağajey Muhammed, Meremkuıl Alimırza, Pşımakhue Abubekir, Şarmat Maharby ve benzeri diğer sanatçılar Abaza Dili’ni işleyerek sayısız şiir, roman, piyes, öykü yazmışlardır. Ayrıca Tığu Vladimir, Ardzınba Nazir, Tobil Melbakhue Nuriye, Khılış Rauf, Yekba Nazir, Meremkuıl Vladimir, Paz Sergey gibi gramer, sözlük çalışmaları, destan derlemeleri, pedagojik yapıtlar yayımlayan yeni kuşak yazarlar da Abaza dili ve yazınının kökleşmesi için kendilerinden önce gelen yazarların yolunda ilerlemektedirler.
ADIGEY VE ÇERKESK ADIGE YAZINI4
Günümüzde ayrı özerklik ve ayrı adlara sahip olan Khabardey – Çerkesk ve Adıgey de yaşayanlar, biraz geriye dönüp bakılacak olursa, aynı etkin grubu oluşturdukları, Khabardey ve Çerkesk’te bölge konuşma ve yazı dillerinin aynı, Adıgey konuşma ve yazı dilinin de biraz farklı geliştiğini görürüz. Ancak; mitolojik, tarihsel ve kültürel açıdan aynı köke bağlı oldukları da açıkça görülür. Bu nedenle Khabardey- Çerkesk – Adıgey yazınları için “ Adıge Yazını” da diyebiliriz. Adıgey Şivesi ile söylenen sözlü yazın ürünlerinin, daha başka bir ifade ile Nart destanları, Adıge masalları, şarkılar, ağıtlar, retorik Huahua metinleri, bilmeceler ve atasözleri, aynen soydaş ve komşu Abhaz- Abaza boylarının sözlü yazınları gibi aynı yolları katetmişlerdir. Abhaz ve Abaza dili ürünlerinden farkları ise daha süslü ve duygulu anlatımlarıdır.
19. yüzyılda, Rusça yazan Adıgelerin bıraktığı yapıtlar, Adıgelerin yazındaki estetik ve zevklerine tanıklık etmektedir. K’a şe Adilceri, Negume Şora, Kırım Ceri, Ahmedıko Gazibeç, Bersey Wumar gibi yazarların yapıtları Adıgelerin geçen yüzyıllardaki sanat kaygılarını açıkça göstermektedir. Genç yazınlar, özellikle de Adıge yazını, kültür devriminin getirdiği alfabe, basımevi, okul, tiyatro sahnesi gibi olanakları bulunca kısa bir süre içinde yerine oturdu. Ancak, Adıgey yazını Khabardey kardeşinden farklı bir biçimde gelişti. Khabardey’de şiirin 1960’lara dek egemenliğini korumasına karşın, Adıgey yazınında o dönemde düz yazı önce çıkmıştır. Dimitri Kestan, Adıgey yazınında düz yazının öne çıkmasının nedeninin Rus Yazınının etkili soluğu ile söylencelerin söyleniş yöntemlerine bağlıyor ve “Adıgey söylencelerinin sahip olduğu sağlam yöntemler, Adıgey yazınının düz yazının önce çıkmasında etken oldu” diyor.
Adıgey Yazını’nın temelini düz yazı ustası Ç’eraşe Tembot atmıştır. Ancak, günümüzde Adıge şiiri de gelişmiştir. Son zamanlarda Adıgey şiirinin gelişmesinde usta ozan Meşbaşe İshak’ın etkisini yadsıyamayız. Meşbaşe, romanda da aynı ustalığı göstermiştir. Nartolog oluşunun yanı sıra usta bir ozan olan Hadagatle Askar’ın şiirleri de Adıge şiir sanatında önemli bir yer almaktadır. Meşbaşe İshak’ın ardından Kuyeko Nalby ve daha yüzlerce yazar, ozan ve araştırmacı yetişmiştir.
Çerkesk Adıgeylerinin düz yazı ve tiyatro yapıtları, geçen yüzyılın (19. yüzyıl) sonu ile 1920 ve 1930’lu yıllarda dikkat çekmeye başlamıştır. Abuk Halit, Dışe’c Muhammed, Temir Salih, Vokthuta Abdullah, Gueşoko Husin gibi yazarlar Çerkesk Adıge yazınının temelini atmışlardır. Çerkesk Adıge şiirinin ürünleri İkinci Dünya Savaşı’ndan önce çıkmaya başlamıştır. Savaşla birlikte bir duraklama geçirmiştir. Daha sonra epik şiir öne çıkmıştır. Çerkesk Adıge Yazını’nda Hanfen Alim ile lirizm belirginleşmeye başlamıştır. Daha sonraki yıllarda Çerkesk Adıge Yazını’nda genç ozanların soluklarını duyuyoruz. Abıt’e H. Nehuş M. Şave E. Dığuıj K. Bu son kuşak ozanlardandır.
KHABARDEY YAZINI5
Khabardey Bölgesi’ndeki yazın, Büyük Adıge Yazını’nın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Diğer Çerkes boylarında olduğu gibi Nart Destanları, masallar, bilmeceler, atasözleri, şarkılar ve ağıtlardan oluşan Khabardey Folkloru süslü, ağdalı ve duygulu anlatım Khabardey Dili’ndeki Huahua geleneği (Retorik) Modern Khabardey Edebiyatına yansımıştır.
Bilindiği gibi ilk Khabardey yazarı ünlü tarihçi Negume Beçmırza’dır. İlk Yapıt ise Neguma’nın Adıge Yi Thıda= Adıge Ulusu’nun Tarihi’dir. Aynı dönemin bir diğer önemli yazarı da “Kalemby” mahlası ile yazan K’aşe Adelceri’dir. Khabardeyler özerklikten (1920) sonra sürekli yazıya kavuştular. 1924 yılında kabul edilen alfabe değiştirilerek 1936 yılında kril harfleri ile yeni bir alfabe yaptılar. 1920 sonrasının iki önemli yazarı Türkiye’de eğitim görüp vatanına dönen Şocentsıuk Ali (1900-1942) ile ünlü derlemeci ve fabl yazarı Paş’e Beçmırza’dır. (1854 – 1936) Şocentsıuk Ali “Şiirin Büyük Ustası” olarak anılır. Şiir yazmaya Türkiye’de başlayan ozan Khabardey Edebiyatı’nın temel taşlarından sayılan “Kambotre Latsere= Kambot ile Latse adlı poem romanını sosyal yaraları da içerecek bir biçimde kaleme almıştır. Bu yapıt Leyla ile Mecnun gibi ya da Romeo – Juliet gibi dünya edebiyat yapıtları içinde yer almaya hakkı olan bir başyapıttır. Bu klasik ozanları izleyen K’işşokue Alim, K’uaşş Bet’al, Şortan Askerby, Thagazit Zuber, Akhsıra Zalimkhan, Tevune Haçim, Nalo Zavuır, Nalo Ahmethan Khabardey yazınının temel taşları oldular. Bunları Mazıha Boris, Kajer Petr, Yelğar Kaşif, Bitsu Anatole, Ğubjekue Liwuan, Balkar Fueuset ve yüzlerce genç yazar ve ozan izlemiştir.
Aynı cumhuriyette yaşayan Balkar Yazını’nın öncü kişisi ise sürüldüğü Orta Asya’da 1954’te ölen Kazım Meçiev olup, sürgünde yazdığı şiirler ve konuşmalarla halkına moral vermiştir. Diğer bir ünlü Balkar ozanı ise Kaysin Kuliev’dir.
Her iki halkın yazınında da politika, tarih ve toplumsal yaşam gibi konulara ağırlıklı olarak yer verilmiştir.
OSET YAZINI 6
Oset Dili temelde iki ana şiveye ayrılmaktadır. İron ve Digoron. Bu şivelerin alt ağızları da vardır. Oset dili Afganistandaki Paştü ve çeşitli Pamir dilleri ile birlikte Hint – Avrupa dil grubunun İndo-İraniyen bölümüne girmektedir. Oset Dili yazılı hale gelmiş olup, eğitim ve öğretim İron ve Digoron Lehçelerinin her ikisi ile de yapılmaktadır.
Osetler ilk kez 1798 yılında Gürcü harflerinden uyarlanan bir alfabe kullanmışlarıdır. Bu tarih aynı zamanda yazının ulus olarak kabul edildiği bir tarihtir. Bu tarihlere kadar destanlar, şarkılar, söylenceler ağızdan ağza taşınarak yaşatılmıştır. Oset Dili ve yazınının gelişimi 1905–1907 demokratik burjuva devrimi yıllarında başlamıştır. Bu dönemin güçlü kalemlerinden Gediyati Somak, Bayati Germen ve Uraymekti Hoşzav ilk akla gelen yazarlarıdır. 1906’da yayına başlayan “İron Gajet” adlı ilk Oset gazetesinde Oset şiirinin babası ünlü ozan Hedagati Kosta’nın şiirleri Oset halkına dil ve kültür adına ilk muştuyu veriyordu. Bu dönemde Brityati Elbijaiko, Kosoyti Arşen gibi ozan ve drama yazarları görmekteyiz. 1927’den sonra Guludi Andrey, Mahti Georgi, Birakti Gino, Sattiyati Aleksandr, Sellekati Ahmet, Buttati Gazibek gibi isimlere rastlamaktayız. İkinci Dünya Savaşı’na katılan birçok yazar geri dönmemiştir. Kalemlerini silah gibi kullanan Gaytiyati Geda, Zatdiyati Totırbek, Segerati Maksim, Koçişati Maharbek ve daha birçok yazar ve ozanlar sayabiliriz.
Kafkas toplumları içerisinde dil yazınını en iyi şekilde geliştirerek işleyen Osetler ulusal kültürlerinin oluşumunda önemli adımlar atmışlardır.
ÇEÇEN YAZINI 7
Kafkas Dil Grubu içerisinde Nah- Dağıstan ana dil grubunun alt grubu olan Nah (Vaynah) dilleri arasında yer alır. Bu dilin Galgay, Ahu, İçkeri gibi kolları vardır. Çeçen dilinde genellikle iki ağızdan söz edilebilir: Biri düzlükte, diğeri dağlık bölgelerde konuşulur. Çeçen yazı dili daha çok düzlükte konuşulan Çeçen şivelerine dayanmaktadır. Çeçen yazı dili bugün 49 harften oluşan kril kökenli bir alfabe ile yazılabilmektedir.
Çeçen Yazını’nın temeli sözlü halk söylencelerine dayanmaktadır. Bunlar, mitler (efsanenler), Tişamaş (sızlanışlar), Sardamaş (Beddualar), Naş (Ata Sözleri), Hetal-Metalaş (Tekerlemeler), Uzamaş (Ağıtlar), Khalgan Novelaş (Halk Hikayeleri), Zabaraş (Latifeler), Satıraş (Hicviyeler), Alarş (hazır cevaplar)dır. Tüm diğer Kafkas halklarında olduğu gibi Çeçenlerde de Nart Destanları vardır. Önde gelen Çeçen Yazınının ustaları, ilk ozanlardan Abdi Dudayev, Sait Baduyev, öykü, roman ve dram yapıtları vermiştir. Diğer ozan ve yazarları şöyle sıralayabiliriz: Ahmad Najayev, Şamsudin Ayskhanov, Halit Oşayev, Mohkmad Mamakayev, Raisa Ahmadova, Ağabey Mamakayev, Sait Arsanov, Abdülhamit Hamidov, Edilov KHasmuhamat, Umar Gaysultanov, Abuzar Aydamırov ve Ahmad Süleymanov
DAĞISTAN YAZINI 8
Dağıstan edebiyatı genel olarak, 19. yy’a kadar sözlü gelenek yoluyla varlığını sürdürmüştür. Arap alfabesiyle yazım tarihi, 1000 yılı aşkın süreye yayılır. Din etkili eserler ise şiir, kaside ve masallardan oluşmaktadır. Batı Kafkas dillerine göre Arap-İran/İslam etkisinin bu denli güçlü olması, yerel nart efsanelerinin Dağıstan’da daha az bilinir ve kullanılır olmasına yol açmıştır.
Lezgi’ce, Avar’ca, Lakça ve Dargi’ce arap alfabesi ile birlikte bir çok kez medreselerde yazılmış ve okunmuşsa da içlerinden birisi sıyrılıp öne çıkamamıştır.Dağıstanlılar tarih boyunca yaşadıkları talih yada talihsizliklerini şiir, şarkı, ağıt, masal ve efsanelerinde dillendirmişlerdir. Farklı zamanlarda yaşamış olsalar bile; Surhay Han, Murtaza Ali, Parti Patima, Khoçbar, Hacı Murat, İmam Mansur, Gazi Muhammet, Hamzat, Şamil ve Hacı Murat gibi halk önder ve kahramanlarının ülkeleri için yaptıklarını anlatan eserler bu niteliktedirler.
Avar edebiyatının öncüleri; 16. yy’da Karanitsa’lı Taygibitsa, 17. yy’da Äoboda’dan Şaban Kadı, Kudulal’dan Musa, 18. yy’da Haymaktan’dan Ebu Bekir Hacı, Kuduyav Hasan, 199. yy İnhosa Ali Hacı, Hacı Ziyauddin, Ruğçatsa Eldar ve 20. yy’da Tsadas Hamzat vd.
Dargi yazılı edebiyatının öncüsü, romantik lirizmiyle Batıray adlı halk şairidir. Dargi edebiyatının Türkiye’de ki önemli temsilcisi de tarihçi, gazeteci yazar Mizancı Murat Bey’dir.
Geleneksel Lak edebiyatında, Şanba adlı üçlükler ile, Ballay adlı destansı manzumeler çok önemlidir. Önde gelen çağdaş yazarlar da, Abutalip Gafurov ve Mariyan İbrahimova’dır.
Çağdaş Lezgi edebiyatının ünlüleri ise Sait Koçkhyurski, Yetim Emin,Efendi Kapiyev’dir.
Tat edibiyatının en önemli edebi kişiliği Hızgil Avşulumov, Tabasaran edebiyatının en önemli temsilcisi ise Mutalib Mitarov’dur.
Yüzlerce yazarı saymak mümkün değildir. İlk dönemlerden günümüze bazı örnekler şunlardır: Sadrettin Süleyman Lezgi, Şirvanlı Şeyh Yahya, Abdurrahim Şirvani, Kudutla Musa Muhammed, Muhulu Damadam, Ali Kulu Han, Şirvalı Hakani. Son kuşaklardan da Nur Muhammed Abihasanov, Muhammed Süleyman, Ahmethan Abubakar, Resul Hamzatov, Abdülmecid Haçalov, Hacı Gazimirza, Maşidat Gayirbekova ve Ömer Ziyaettin Efendi önde gelenlerden bazılarıdır. Türkiye’den Nazım Paşa, Ahmet Nabi Magoma, Ali Nihat Tarlan, Haydar Bammat, Necmettin Bammat, Kadircan Kaflı, E. Şevket Avaroğlu, Seyyid Tahir, Sayit Şamil, Şerafettin Erel, Yusuf Ziya Binatlı, İzzet Kandemir, Musa Ramazan, Sefer Aymergen, Rasih Savaş, S. Semih Dağıstanlı... vd.
DİPNOTLAR
(1) Murat Papşu, Çerkez Dillerine Genel Bakış, Kafkasya ve Türkiye, Nart Der. Sayı 35 Mart –Nisan 2003
(2) Özdemir Özbay, Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya, Kafkas Der. Gen. Mer. Yayını Ankara 1999)
(3) Özdemir Özbay, a.g.e.
(4) Bak’u Hanceri, Oşhamakhue Dergisi 5. Sayı 1972 Nalçik. Mevlüt Atalay Çevirisi, Kafdağı Dergisi Yıl 1988 Say 19/20. Ankara
(1) Murat Papşu, Çerkez Dillerine Genel Bakış, Kafkasya ve Türkiye, Nart Der. Sayı 35 Mart –Nisan 2003
(2) Özdemir Özbay, Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya, Kafkas Der. Gen. Mer. Yayını Ankara 1999)
(3) Özdemir Özbay, a.g.e.
(4) Bak’u Hanceri, Oşhamakhue Dergisi 5. Sayı 1972 Nalçik. Mevlüt Atalay Çevirisi, Kafdağı Dergisi Yıl 1988 Say 19/20. Ankara
(5) Özdemir Özbay, A.G.E.
(6) Özdemir Özbay A.G.E.
(7) Özdemir Özbay A.G.E.
(6) Özdemir Özbay A.G.E.
(7) Özdemir Özbay A.G.E.
(8) Özdemir Özbay A.G.E
Editörün Notu : Yazının kaynağı bilinmemektedir. Bilen okuyucularımız kaynak gösterdikleri takdirde eklenecektir.